Od / Bir Yunus Romanı

“Pişmanlık kadar insana yakışan bir hal tanımadım ben. Düşün ki ateşe atılmış yanıyorsun, ama her yanış bir kere daha temizliyor seni… Düşünsene; bir kapıya ikinci defa gitmek… Kaçtığın, terk ettiğin...

“Pişmanlık kadar insana yakışan bir hal tanımadım ben. Düşün ki ateşe atılmış yanıyorsun, ama her yanış bir kere daha temizliyor seni… Düşünsene; bir kapıya ikinci defa gitmek… Kaçtığın, terk ettiğin yere geri dönmek… Elveda demediğine dönüp merhaba demek… Çok zordur.” (s220)

Şöyle söze girmek isterim; Televizyonda gördüğüm, dinlediğim kadarıyla , benim gözümde çok da samimi konuşmayan olduğu gibi görünmeyen birisi. Tatlı konuşan, özel sözler söyleyebildiği halleri bana biraz yapmacık geliyor bilmiyorum. Ama bu kesinlikle yazdığı kitapların kalitesinin ne kadar üst düzey olduğu gerçeğini değiştirir mi ? Hayır !

Bir biyografi romanı olarak adlandırabiliriz basit bir tanımla. Yalnız kendisi bu kadar basit bir ifadeye sığamayacak kadar şahane bir . İskender Pala belirli kaynaklara dayanarak yazdığı bu Yunus kitabını mükemmel bir şekilde de kurguyla harmanlamayı başarabilmiş. Tarihi bir insanı öğrenmek gibi değil, bir karakterinin hayatını yaşıyor gibi okutuyor kendini.

Başta yazdığım alıntıyı, kitabın içindeki derin dehlizlerin önsözü gibi düşünün. Yunus’u biraz da bilmek lazım… Çoğu felsefik açıdan değerli kitapta böyle bir durum vardır. Yazarın bir kavramı kendince ifade edebilmesi. Bu kitapta da yazarın Yunus adına, Yunus’u çok iyi anlamlandırabilmesi beni fazlasıyla etkiledi.

Bazen bu tarz konularda söylenen bir söz var Yunus Emre için, söylenen ’nın gölgesinde kalıyor belki de biraz. Kişisel görüşüm birazdan daha fazla… Mutasavvıf kimseleri bile bazı sebeplerden ötürü birbirlerinden ayırabilen bir zamanın insanlarıyız. Hemen hemen aynı dönemde yaşamış bu iki insana, böyle bir (görece) rekabet(!)den bahsetsek kimbilir ne kadar acı şeyler hissederlerdi kalplerinde. ’da İskender Pala bunu biraz inceden işlemiş gibi… Kitap hakkında fazla detaya girmekte istemiyorum. Sayfaları çevirdikçe 12. asırın insanlarını, ruhlarını içlerimize işleyen bir kitabın büyüsü kaplıyor insanı…

Son sözü yine o söylesin,

“Şöyle hayran eyle beni
Aşkın oduna yanayım
Her ne yana bakar isem
Gördüğüm seni sanayım”

Son bir şey eklemek isterim. Türk Lirasının en değerli banknotu üzerinde Yunus Emre fotoğrafı olması ne kadar da ironiktir. Kendi felsefesine ne kadar da aykırıdır. Kitabı bitirin, bunu da tartışalım…

avatar

Yazar hakkında: Gür