Bedia Ceylan Güzelce ile tanışıklığım bireysel olarak zor bir dönemime dayanır. İşte bilirsiniz, hepimizin unutamayacağı zamanlar var, onlardan biri.
“Sevdiğinden ayrı düşen Behçet’e dedim ki, “dünya O’ndan ibaret değil” ve yanıtladı, “biliyorum ama keşke öyle olsaydı…”
Yıkıldım o cümleyle, tüm arabesk halimle, o bilgisayarın başından Behçet olarak kalktım. Bu kadını sevmeliyim dedim. Ve bu kadar ile kalmamalı. Gittim Dost Kitabevi’ne ki Ankaralılar bilir, birbirini gerçekten seven dostlar orda buluşurmuş gibi gelir, “bana 1473 lazım” dedim. Tarihi romanlar kategorisine koymuşlar. Tahmin ederim ki tüm kitabevlerinde böyledir ama gözünüzü korkutup içinizi daraltmasın.
Otlukbeli Savaşı’nı, sevdiğine çok aşık bir dişi kirpinin dilinden okuyacaksınız. Ve bir akbabanın.
İçiniz ezilecek belki, belki insan olmaktan tekrar nefret edeceksiniz ama her kimi seviyorsanız, onu bir kirpi gibi sevmek isteyeceksiniz, bunu garanti edebilirim.
Yine de kitabın dilinden iknaya ihtiyacınız olursa diye şöyle bir şey var: “Sevgilim bütün dünyanın kalbi adına bakıyordu bana. Bin dehlizli bir yeraltı şehrinden getirilmişti gözleri, onlarla kötü bir şey yapması mümkün değildi. Dünyanın bütün ışıklı varlıkları içinden sevgilimin gözlerini hemen seçerdiniz. Gelişigüzel dağılmış otları bir bakışıyla şifalı hale getirir, değersiz taşları bir hazineye dönüştürebilirdi. Sevgilim bunu öyle kolay yapardı ki, siz bütün bunlar olurken tek bir çıtırtı bile duymazdınız. Her an söyleyecek sözü olan biriydi”.
Birbirine zarar vermeden duramayan ademoğluna inat, birbirlerini sevmek için uygun mesafeyi yaratan tüm kirpilere burdan selam olsun.
